Hoşgeldiniz: iSLAMKENT
  Hoşgeldin Misafir! anasayfa  ·  hesabınız  ·  hatim  ·  elifba  ·  sureler  ·  hadis  ·  dosyalar  ·  islami forum  ·  iletişim  

  Ana Dizin
 Ana Menü
Ana Sayfa
 Kuran'ı Kerim
Kur'an-ı Kerim
Tefsir
Kuran Dinle
Takipli Kuran Hatimi
Kuran Hatim Dosyaları
Kuran Oku
Ayetlerden Pırıltılar
Kuran Öğren
Elifba
Tecvid Dersi
Kısa Sureler (Aşırlar)
Namaz Sureleri
Kuranda Peygamberler
 Siyer ve Sünnet
Siyer
Kütübi Sitte
Riyazü's Salihin
Sahih-i Buhari
Veda Hutbesi
 İslami Bilgiler
Risale-i Nur
Risale-i Nur Dinle
Derin Bilgi
İslami Bilgiler
Namazla Diriliş
İslam Tarihi
Sorularla İslamiyet
Abdest ve Namaz
Dini Günler (2012)
İslami Videolar
Esmaül Hüsna
Esmaül Hüsna - Slayt
Başörtüsü - Özel
Namaz Vakitleri
 Genel Menü
Dosyalar
Gazeteler
Çeviri
E-Kart
Hikayeler
Şiirler
Anketler
Oyun
Çocuk İsimleri
Rüya Tabirleri
Şifalı Bitkiler
Top 10
Hava Durumu
Tavsiye Edin
 Üye Menüsü
Fırsatlar
Günlüğünüz
Özel Mesaj
Hesabınız
Statistics
 Yazılar
Ara
İletişim
Site Haritası
Yazı Arşivi

  Derin Bilgi
Toplam Yazı: 56
Toplam Kategori: 17
Toplam Okuma: 494198



 Kur'an'da Şefaat, Ah..
 Hz. Peygamber ve Yap..
 Tasavvuf Üzerine Düş..
 Mü'minlerin Ahlakını..
 Allah (c.c) Kimleri ..
 Cehennemsiz Olmaz mı..
 Mahremiyet ve Tesett..
 Peygamber Duaları..
 Üstünlük Ölçümüz Tak..
 Büyük Aldanış: Dünya..


 Kadınlarla Tokalaşma..
 Hızır (a.s) Kimdir?..
 Kabir Hayatı Var mıd..
 Peygamber Duaları..
 Kur'an Okumaya Başla..
 Nazar Kavramı..
 Ahirete İmanın Bedel..
 Allah'ı (c.c) Gereği..
 Nuh (a.s) ve Tufan..
 Ahiret Ekinini Kimle..

  Üye Menüsü
Hoşgeldin, Misafir
Üye Adı
Şifre
(Kayıt Ol)
Üyelik:
Son Üye: Mehmet-CH
Bugün: 0
Dün: 0
Toplam: 7944

Şu An Bağlı:
Ziyaretçi: 47
Üye: 0
Toplam: 47

  Sorularla İslamiyet


  Namaz Vakitleri


  Esmaül Hüsna

"O, yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şanını yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir.(Haşr-24)"

ALLAH
(Uluhiyete mahsus sıfatların hepsini kendinde toplayan İsm-i Azam)

RAHMÂN
(Bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve merhameti tercih eden)

RAHÎM
(Çok merhamet eden, nimet veren)

MELİK
(Bütün kainatın tek sahibi ve mutlak hükümdarı)

KUDDÛS
(Hatadan, gafletten ve her eksiklikten münezzeh)

SELÂM
(Esenlik veren, kullarını selamete çıkaran)

MÜ'MİN
(Gönüllere iman ışığını veren, vaadine güvenilen)

MÜHEYMİN
(Kainatın bütün işlerini gözetip yöneten)

AZÎZ
(Yenilmeyen yegane galip)

CEBBÂR
(İradesini her durumda yürüten, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan)

MÜTEKEBBİR
(Her şeyde büyüklüğünü gösteren)

HÂLIK
(Büyün mevcudatı takdirine uygun şekilde yaratan)

BÂRİ'
(Bir model olmaksızın canlıları yaratan)

MUSAVVİR
(Her şeye şekil ve özellik veren)

GAFFÂR
(Daima affeden, tekrarlanan günahları bağışlayan)

KAHHÂR
(Her şeye her istediğini yapacak şekilde galip ve hakim)

VEHHÂB
(Karşılık beklemeden bol bol veren)

REZZÂK
(Bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren)

FETTÂH
(Zorlukları kolaylaştıran ve iyilik kapılarını açan)

ALÎM
(Herşeyi çok iyi bilen)

KÂBID
(Rızkı tutan, canlıların ruhunu alan)

BÂSIT
(Rızkı genişleten, ruhları bedenlerine yayan)

HÂFID
(Alçaltan, zillete düşüren)

RÂFİ'
(Yukarı kaldıran, yükselten)

MUİZ
(Yücelten, izzet ve şeref veren)

MÜZİL
(Alçaltan, zillet veren)

SEMİ'
(Her şeyi işiten)

BASÎR
(Her şeyi gören)

HAKEM
(Son hükmü veren)

ADL
(Mutlak adalet sahibi, çok adaletli)

LATÎF
(Yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip, sezilmez yollarla karşılayan)

HABÎR
(Her şeyin iç yüzünden haberdar olan)

HALÎM
(Acele ile ve kızgınlıkla muamele etmeyen)

AZÎM
(Zatının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu)

GAFÛR
(Bütün günahları bağışlayan)

ŞEKÛR
(Az iyiliğe çok mükafat veren)

ALÎ
(İzzet, şeref ve hükümranlik bakımından en yüce, aşkın)

KEBÎR
(Zatının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu)

HAFÎZ
(Koruyup gözeten ve dengede tutan)

MUKÎT
(Bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratip veren, bilip gücü yeten ve koruyan)

HASÎB
(Kullarının her yaptığını bilen, onları hesaba çeken)

CELÎL
(Azamet sahibi)

KERÎM
(Lütuf ve keremi çok bol ve çok geniş)

RAKÎB
(Büyün varlığı gözetleyip, kontrol eden)

MÜCÎB
(Dualara karşılık veren)

VÂSİ'
(İlmi ve merhameti herşeyi kuşatan)

HAKÎM
(Bütün emirleri ve işleri hikmetli olan)

VEDÛD
(Kullarını çok seven, sevilmeye gerçekten layık olan)

MECÎD
(Şanı büyük ve yüksek)

BÂİS
(Ölümden sonra dirilten)

ŞEHÎD
(Bütün zamanlarda ve her yerde, hazır ve nazır)

HAK
(Varlığı hiç değişmeden duran)

VEKÎL
(Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıran)

KAVÎ
(Gücü bizzat kendinden olan, kudretli)

METÎN
(Her şeye gücü yeten, güçlü)

VELÎ
(Sevdiği kullarının dostu)

HAMÎD
(Ancak kendisine hamdedilen, övülmeye layık)

MUHSÎ
(Her şeyi tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen)

MÜBDİ'
(İlkin yaratan)

MUÎD
(Tekrar yaratan)

MUHYÎ
(Hayat veren)

MÜMÎT
(Ölümü yaratan)

HAY
(Ebedi hayatta diri)

KAYYÛM
(Her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kainatı idare eden)

VÂCİD
(Dilediğini dilediği zaman bulan, müstağni)

MÂCİD
(Şanı büyük ve yüksek)

VÂHİD
(Sıfatlarında, özelliklerinde tek ve biricik olan)

SAMED
(Tüm ihtiyaçların, niyetlerin, övgülerin, yakarışların yöneldiği eşsiz kudret) 

KÂDİR
(Her şeye gücü yeten, kudretli)

MUKTEDİR
(Kuvvet ve kudret sahipleri üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunan)

MUKADDİM
(İstediğini öne alan)

MUAHHİR
(İstediğini geriye bırakan)

EVVEL
(Varlığının başlangıcı olmayan, ilk)

ÂHİR
(Varlığının sonu olmayan, son)

ZÂHİR
(Her şeyde tecelli eden. Tüm yarattıklarında, kendisinden görülebilir izler, işaretler bulunan)

BÂTIN
(Gözle görülemeyen, her şeyde kendinden bir güç bulunan)

VÂLÎ
(Kainata hakim olup onu yöneten)

MÜTEÂLÎ
(İzzet, seref ve hükümranlik bakimindan en yüce, aşkın)

BERR
(İyilik ve lütfu sonsuz olan)

TEVVÂB
(Kullarını tövbeye sevkeden ve tövbelerini kabul eden)

MÜNTAKİM
(Suçlulari adaletiyle cezalandıran)

AFÜV
(Hiçbir günah kalmayacak şekilde günahları affeden)

RAÛF
(Çok şefkatli, çok lütufkar)

MÂLİKÜ'L-MÜLK
(Mülkün ebedi sahibi)

ZÜ'L-CELÂLİ ve'l-İKRAM
(Azamet ve kerem sahibi)

MUKSİT
(Adaletle hükmeden)

CÂMİ'
(İstediğini, istediği zaman istediği yerde toplayan)

GANÎ
(Her şeyden müstağni, kendisi dışında her şey O'na muhtaç)

MUGNÎ
(İstediğine zenginlik verip, zengin eden)

MÂNİ'
(Dilemediği bir şeyin gerçeklesmesine müsaade etmeyen, kötü şeylere engel olan)

DÂRR
(Elem ve zarar verecek şeyleri yaratan)

NÂFİ'
(Hayır ve menfaat veren şeyleri yaratan)

NÛR
(Alemleri nurlandıran, istediği gönüllere ve zihinlere nur yağdıran)
 
 

HÂDÎ
(Hidayet veren, istediği kulunu muradına erdiren)

BEDÎ'
(Eşi ve örneği olmayan, sanatkarane şekilde yaratan)

BÂKÎ
(Varlığının sonu olmayan)

VÂRİS
(Varlığı devam eden, servetlerin gerçek sahibi)

REŞÎD
(Bütün işleri ezeli takdirine göre yürütüp, hikmet üzere sonuca ulaştıran)

SABÛR
(Çok sabırlı)


©TRNuke.net
ALLAH'ın (c.c) Güzel İsimleri

  Hava Durumu


  Sayfa Gösterimi
Şu ana kadar
24591553
sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: Ocak 2007


Şiirler Anasayfa
 
Şiir adında ara  |   Şair adında ara
[ A |  B |  C |  D |  E |  F |  G |  H |  I |  J |  K |  L |  M |  N |  O |  P |  Q |  R |  S ]
[ Ş |  T |  U |  V |  W |  X |  Y |  Z |  1 |  2 |  3 |  4 |  5 |  6 |  7 |  8 |  9 |  0 ]


[ Şiir Ekle ] [ Bütün Şiirler ] [ Şair Ekle ] [ Şair Listesi ]


Kutlu Sahabi


Ey Allah’ın Rasülü!

Derimin siyah, yüzümün çirkin oluşu,

Benim Cennete girmeme manimidir?

Rasülü Ekrem s.a.v. buyurdular ki:

‘Ey sa’d,

Sen Allah’a ve Rasülüne inanmışsın,

Dayılarının siyahlığı,

Sende galebe çalarsa çalsın.’



Rasüllah, Efendimiz,

Şöyle bir etrafına bakındı,

Sordu sual eyledi aradığını.

Vehb Oğlu Amr burada mı?

O orada yoktu,

Evet onu arıyordu.

Sâkif kabilesinin soylularından birisiydi,

İsmiyle çağrılan zat.

Kara derili sahabiyi ona önerecekti damat.

Fahr-i Âlem Efendimiz,

Ey Sa’d onun evini biliyormusun?

Evet, Ya Rasülullah.

Şimdi git onun evine,

Kapısını yavaşça çal,

Selam ver.

Rasülullah,

Bana kızınızı zevce olarak verdi de.

Kutlu sahabi,

Hemen heyecanla koyuldu yola,

Varmasına vardı ama o kapıya.

Titredi elleri,

Nefsini zorladıysa da,

Mani oluyordu ona,

Muhammed,

Mektebinden Aldığı edep ve haya.

Gönülleri coşturan bu mutlu karar,

Olmasaydı,

Yoksa Sa’d o yerde, o kapıda ne arar.

Oraya yaklaştı,

Usulca kapıyı çaldı,

Ve selam verdi.

Bakışları yerdeydi.

İçerdekiler sesi duyunca sevindiler,

Hemen kapıya koşuştular,

Açtılar açmasına ama,

Karşılarında,

Kara derili, yüzü çirkin birisini,

Görünce neşeleri kaçtı,

Sıkılmaya başladılar,

Hor gördüler, sevmediler onu.



Sa’d utanarak söze koyuldu:

Rasülullah efendimiz beni size gönderdi,

Kızınızı bana zevce olarak verdi dedi.

Bu sözler,

Çileden çıkardı onları büsbütün,

Sa’dı sardı keder ve hüzün.

Ah! çekerek ayrıldı oradan.

Şimdi neylesin ne yapsın sa’d

Rengi siyah diye,

Hor görmeleri yok mu heyhât!

O adamın,

Sevimli iffetli güzel bir kızı vardı.

Ey babacığım,

Vahiy seni rezil rüsvay etmeden,

Bir kurtuluş yolu ara,

Ben razıyım Rasülün kararına.

Bu sözler üzerine uyanan baba,

Fazla zaman geçirmeden gidip,

Diz çöktü Allah Resulü’nün yanına.



Rasülü Zişan Efendimiz

Ona şöyle dedi:

Allah Resulünün,

Emrini reddeden senmisin?

Ey Allah’ın Rasülü,

Onun sözlerine inanamadım.

Beni bağışlayın..

Belki yalan,söylüyor diye düşündüm.

Niye seni inciteyim Sultanım.

Ya Rasülullah, sana canlar feda.

Allah’tan mağfiret talep ediyorum.

Seni,

Darıltmaktan Allah’a sığınırım.

Sultanım!

Karar senindir,

Gerçeği şimdi duydum,

Bütün kalbimle sana inanırım…



Kızın babasının bu sözleri üzerine,

Nikâh kıyıldı dört yüz dirheme.

Peygamberler serveri mübarek yüzünü,

Sa’da döndü ve dedi ki:

‘Kalk zevcenin yanına git, mehrini ver.’

Ey Allahın Rasülü,

Benim dünyalık hiçbir malım yok,

Gidip kardeşlerimden isteyim der.



Buyurdular ki ona cevaben,

Zevcenin mehrini,

Temin edelim kardeşlerimizden.

Hepsine selâm söyle benden

Şimdi sen git Afvan oğlu Osmana

Oradan da Avf oğlu Abdurahmana

Daha sonrada Hz. Ali’ye uğra.

O kutlu sahabi, yola koyuldu

Hz. Osman’ın evine geldi,

Selam verdi.

Osman sevinçle karşıladı,

Neşeyle dinledi.

İstenenden kat kat fazlasını verdi.

Her biriside,

Zinnureyn gibi onu sevdi sevindirdi.

Koştu neşe içinde çarşıya,

Hanımı için adlıda aldı hediye.

Tam dönmekteyken geriye,

Bir ses işitti.

Bu ses Rasülüllahın tellalının sesiydi.

Ey! Allahın süvarileri, savaş var savaş var.

Düşman ordusu hücuma hazırlanmış meğer.

Bu nidayı duyan Sa’d,

Bir Başka neşeye büründü.

Başını göğe kaldırarak,

Ellerini Allah’a açarak,

Ey Allah’ım!

Ey yer ve göklerin ilâhı,

Ey Muhammed Mustafa’nın ilâhı,

Bu gün bu paraları,

Rasülü nün yolunda harcayacağım,

Güzel Rabbim.

Beni bu arzu ve emelime kavuştur. …

Vakit geçirmeden,

Bir at, bir kılıç, bir mızrak ve kalkan

Satın alır hemen.

Sonra,

Bir kuşak bağladı beline,

Başına da bir tülbent geçirdi,

Gözleri görünüyordu sadece.

Atına atlıyarak,

Muharip askerlerin yanına vardı.

Meydanda beklemeye başladı.

Bu vaziyette onu gören muharipler,

Kendi aralarında şöyle söyleştiler.

Tanımadığımız bu atlıda kimdir acaba?

Hz.Ali:

Dokunmayın ona,

Kendi arzusuyla gelmiş,

Yardımcı olmayı düşünen biridir.

Belki de dinimizi öğrenmek için,

Suriye’den gelmiş birisidir.

Ümit ederim ki size faydası dokunur.

Bu arada Sa’d Selemi,

Savaş için ısınma hareketleri yapıyor,

Kılıç sallıyor, mızrak dürtüyordu.

Bir ara atından indi,

Kollarının yenlerini sıvazlamaya başladı,

Dinlendirme hareketi yapmaya koyuldu.

Tam bu sırada,

Allah Rasülü’de,

Ordusunun başına geçmiş bulunuyordu.

Onun,

Kara derili kollarını görünce,

‘Sen Sa’d mısın? Diye sordu.’

O da evet Ya Rasülullah,

Anam babam sana feda olsun..

Rasülullah da buyurdu ki:

‘Ey Sa’d ceddine rahmet olsun..’

Vakti saat gelmişti,

İki ordu tutuştu.

Bu savaşta yiğitler var.

Çünkü Müslüman kaçmaz,

Korkaklık ise ar.

Sa’d bütün gücüyle,

Düşmana kılıç sallıyordu,

Heybetinden kafirler tir titriyordu.

Cengin en dehşetli anı,

Yeryüzü nefes bile almıyordu,

Muharebenin sonlarına doğru,

Bir ses işitildi,

Sa’d düştü, Sa’d şehit..



Bu sesi duyan Allah Rasülü,

O tarafa koştu.

Onu tutup kucakladı.

O kutlu sahabiyi kollarına aldı.

Yüzünde ki torağı sildi,

Fahri kainat Efendimiz şöyle söyledi:

‘Kokun ne kadar güzel,

Allah ve Rasülüne,

Sevgin ne kadar yüce..’dedi.

Bu esnada Habibullah ağlıyordu,

Ağlaması bir süre devam etti.

Sonra,

Mübarek yüzünde bir gülümseme belirdi.

Yanındakilere dönerek şöyle dedi:

‘Kâbe’nin Rabbine yeminle söylerim ki,

Sa’d Havz’a gitti…’



Ebû Lûbabe:

Ey Allah’ın Rasülü, Havz dediğin nedir?

Buyurdular ki:

‘Havz, suyu sütten daha beyaz,

Baldan daha tatlıdır. Ondan bir defa

İçen ebediyen susamaz…

Çevresi inci ve yakutlarla süslüdür…’



Ya Rasüllah diyerek söz alan Ebû Lûbabe:

Ey Allah’ın Rasülü,biraz önce,

Senin ağladığını ve gülümsediğini,

Sonrada, yüzünü çevirdiğini gördük.

Acaba sebebi ne idi?

Efendimiz buyurdular ki:

‘Sa’d Selemiyi sevdiğim için ağladım.

Allah katında ki,

Yüksek derecesine sevindim ve gülümsedim.

Yüzümü ondan başka tarafa çevirmeme gelince,

Hûrilerden müteşekkil zevcelerini,

Görmüş olmamdır orada.

Hûri zevceleri, oraya gelmişlerdi o anda,

Yüzümü,

Başka tarafa çevirmek zorunda kaldım hayada.’

‘Sa’d Seleminin atını ve silahını,

Zevcesinin evine teslim edin.

Kayın babasına da,

Allah onu sizin kızınızdan daha hayırlı,

Biri ile nikâhladı deyin.’

Doyasıya gönülden sevdikleri,

Sa’d şehit,

Onun ruhu yüksek Cennetlere uçtu.

Göz ve gönüllerin göremediği,

Allahın büyük nimetleriyle buluştu.



Ey Kutlu sahabi,

Rasulû Zişan'a itaat da kusur etmedin,

Diz çöktün, çöktükçe göklere yükseldin.

Gönlün gül, dilin bülbül, Rasüle hasrettin,

Bu kalb seni unutur mu? asırlar geçse de.

Kalbimizde daima yaşayacak sevgin.

Ya Rab,

Habibinin nuru kalplerimizi süslüyor,

O’na binlerce salat, binlerce selam,

Muhammed gülüne dal eyle bizleri.



Medine-i Münevvere / Uhud 1400 H.





Ali Kılıç Kakiz

Eklenme: 07-09-2011
Şair: Ali Kılıç Kakiz
Yazan: cidde
Hit: 958
[ Geri dön | Yorum Ekle | Bu şiiri arkadaşına gönder Sevdiklerinize gönderin | Yazdırılabilir sayfa Yazdırın ]


Kutlu Sahabi
Gönderen: Tarih: 2012-06-05 18:05:24
Puanım:


güzeldi teşekkurler

Kutlu Sahabi
Gönderen: Tarih: 2012-02-16 13:14:42
Puanım:


allahım bu güzel ,muhteşem bir şiir...yüreyimin baş köşesinde ,duygulandım yüreyiniz dert görmesin...

Siir ©

PageRank
PHP-Nuke
islam|islami forum|islami sohbet|alışveriş|voylet|çiçek|islam ekseni|armine eşarp
Sayfa Üretimi: 0.12 Saniye