Kadınlar İle Tokalaşmanın Haramlığını
Bildiren Hadislere Semantik Bir Analiz
1.
Giriş:
Modern zamanlara mahsus bir problem olan mahrem/yabancı kadınlar ile tokalaşma,
toplumumuzda zaman zaman tartışılan bir konudur. Bu çalışmamızda; yaşadığımız
çağın sosyal şartlarının, kadın erkek ilişkilerini farklı boyutlara taşımasıyla
daha belirgin hale gelen tokalaşma probleminin dini kaynağı/delili olarak
gösterilen rivayetlere semantik bir tahlil yapmaya ve metin tenkidinde bulunmaya
çalışacağız. Çalışmamızın amacı, kadınlar ile tokalaşmanın “haram” olup,
olmadığını tespit değildir. Amacımız, söz konusu rivayetlerden hareketle verilen
“mahrem/yabancı kadınlar ile tokalaşma haramdır” hükmünün ne derece isabetli
olduğunu, bu hükme delil sayılan rivayetlerin (böyle bir hükmün çıkarılması
için) yeterli olup olmadığını ve doğru anlaşılıp anlaşılmadığını semantik açıdan
analiz yapmaktır. [1]
Tokalaşmanın Haramlığına Delil Sayılan Rivayetler Bu konuda varit olan
rivayetlerin çoğu Âişe’den nakledilmiştir. Rivayetler ise kadınların
Rasûlullah’a biatleri ile ilgilidir. Kadın sahâbîlerin Hz peygamber’e biat
etmeleri; Medîne’ye hicretten, Hudeybiye antlaşması sırasında ve Mekke’nin
fethinden sonra olmak üzere birkaç defa olmuştur. Rasûlullah’ın kadınlardan biat
almasının nedeni, Mümtehine Sûresi’nde nazil olan ayetlerdir. Hudeybiye’de
yapılan antlaşmaya göre, İslam’ı kabul ederek Mekke’den Medine’ye gelen
kadınların geri gönderilmesi gerekiyordu. Ancak müslüman bir hanımın, kafir
kocasının nikahı altında kalamayacağı için Mümtehine Sûresi bu konuya açıklık
getirmiş ve bu durumdaki muhacir kadınlar, imtihan edilerek, yani gerçekten
inanmış olup olmadıkları araştırılarak, kendilerinden biat alınmıştır.
Çalışmamıza konu olan rivayetlerin çoğu, bu sosyal gelişmeler ile alakalıdır.
Mümtehine Sûresindeki ayetler şöyledir:
“ Ey iman edenler! Mü’min hanımlar size katılmak üzere hicret etmiş olarak
geldiklerinde onları imtihan edin. Gerçi Allah onların imanlarını pek iyi bilir.
Ama siz de onların mü’min olduklarını anlarsanız, artık onları kafirlere geri
göndermeyin. Bundan böyle bu hanımlar kafir kocalarına, kafir kocaları da bu
hanımlara helal değildir. Bununla beraber kocalarına vermiş oldukları mehirleri
siz iade ediniz. Kendilerine mehirlerini vererek bu kadınlar ile evlenmenizde
bir sakınca yoktur. Kafir kadınları nikahınızda tutmayın. Onlara harcadığınız
mehri, evlenecekleri kocalarından isteyiniz. Kafirler de, İslam’a girip sizinle
evlenen eşlerine sarf etmiş oldukları mehri sizden geri istesinler. Allah’ın
hükmü budur. Aranızda o hükmeder. Zira Allah her şeyi hakkıyla bilir, tam hüküm
ve hikmet sahibidir.”[2]
“ Ey peygamber! Mü’min hanımlar Allah’a hiçbir surette ortak koşmamak, hırsızlık
yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, iftirada bulunmamak, gayr-ı
meşru bulduğu bir çocuğu kocasına isnat etmemek, senin kendilerine emredeceğin
ma’rufta sana isyan etmemek hususlarında sana biat etmeye geldiklerinde, sen de
onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah’tan af dile. Çünkü Allah
Gafur’dur, Rahîm’dir, affı ve ihsanı boldur.”[3]
Aşağıda zikredeceğimiz hadisler, kadınların Rasûlullah ile biatleşmesi durumunu
anlatan rivayetlerdir:
Âişe naklediyor: “Bu ayet ile ilgili olarak Rasûlullah kadınlar ile, Allah’a
hiçbir şeyi eş koşmamaları konusunda biat alıyordu. Rasûlullah biatı söz ile
aldı. Onun eli, sahip olduğu kadınlardan başkasının eline değmemiştir.” [4]
Buhârî, yukarıda vermiş olduğumuz Âişe’nin rivayetini müteakip Ümmü Atiyye’den
de şu hadisi nakletmiştir:
“ Rasûlullah ile biatleştik. Bana; “ Allah’a hiçbir şeyi eş koşmasınlar ayetini
okudu. Bunun üzerine kadınlardan biri ( kendisini kastediyor[5] ) hemen elini
çekti ve şöyle dedi: Falanca kadın bana cahiliyye matemi tutmuştu onun bende
hakkı var, ondan izin almak isterim. Rasûlullah bir şey demedi. Kadın gidip
geldi ve biat etti.”[6]
Buhârî aynı hadisi Kitâbu’ş-Şurût’ta şu lafızlar ile tahriç (rivayet) etmiştir:
Âişe naklediyor: “ Vallahi Rasûlullah’ın eli biatlaşma esnasında hiçbir kadının
eline değmedi. O, ancak söz ile biat almıştır.”[7]
Yine Buhârî az bir lafız değişikliği ile Kitabu’t-Talâk’ta da tahriç etmiştir:
“Hayır, Allah’a yemin olsun ki, onun eli hiçbir kadının eline değmemiştir. Ancak
o, kadınlardan söz ile biat almıştır.”[8]
Ebû Dâvûd aynı hadisi Cihad kitabında zikretmiştir. Ancak, hadisin geçtiği babın
adı yine “kadınlar ile biat”tir. Hadisin ravisi ise yine Âişe’dir.
“ Rasûlullah’ın eli asla bir kadının eline değmemiştir. Ancak, bir kadın (
tokalaşmak istediğinde ) ona mani’ olmuş, kadın da bunu kabul etmiştir. Bunun
üzerine Rasûlullah “git senin biatını kabul ettim”, demiştir.[9]
Tirmizî aynı hadisi, Âişe’yi zikretmeksizin mürsel[10] olarak Ma’mer, Tâvus ve
babası tarikiyle (kanalıyla/yoluyla) nakletmiştir. [11]
İbn Mâce’nin rivayetinde lafız az da olsa değişmiştir. Ancak, rivayetin ilişkili
olduğu konu yine aynı, yani kadınların biat etmeleri konusudur.
Muhammed b. el-Münkedir, Ümeyme bt. Rukayka’nın şöyle dediğini nakletmektedir:
“Kadınlar topluluğu içinde Rasûlullah’a biat etmeye geldim. Bize; “ Gücünüzün
yettiğince, ben kadınlar ile tokalaşmam”, diyordu. [12]
Bu rivayetin farklı beş versiyonunu İbn Hanbel nakletmiştir. İbn Hanbel’in
naklettiği Ümeyme bt. Rukayka rivayetinin daha kapsamlı olan versiyonunu burada
zikretmek istiyoruz. Bu rivayetlerin tamamı M. İbn Münkedir tarikiyle
gelmektedir. Yani rivayetler mürseldir.
Ümeyme bt. Rukayka durumu şu şekilde nakletmektedir: “İslam üzere biatleşmek
için kadınlar topluluğu içinde Rasûlullah’a gittim. Biz kadınlar; Ey Allah’ın
Rasûlü! Sana, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina
etmemek, çocuklarımızı öldürmemek, bilerek iftira ve suçlamada bulunmamak,
ma’ruf olnda sana isyan etmemek üzere biat ediyoruz, dedik. O da bize; “
Gücünüzün yettiği kadar”, diyordu. Biz, Allah ve Rasûlü bize, bizden daha
merhametlidir, hadi sana biat edelim yâ Rasûlallah, dedik. Rasûlullah da, “ Ben
kadınlar ile musafaha etmem. Ancak benim yüz kadın için söylediğim bir söz, tek
bir kadın için söylenmiş gibidir” buyurdu.[13]
Hadisin bir diğer varyantında, “ Hadi sana biat edelim” ifadesi yerine, “ Hadi
tokalaşalım” denildiğini, Süfyan b. Uyeyne ifade etmektedir. İbn Hanbel’deki
diğer bir rivayette ise kadınlar Rasûlullah’a şöyle demişlerdir: “ Ey Allah’ın
Rasûlü! Bizimle musafaha etmeyecek/tokalaşmayacak mısınız?”[14]
Taberî aynı konuyla ilgili olarak Rukayka’nın Rasûlullah’a; “Uzat elini seninle
tokalaşalım yâ Rasûlallah!” dediğini, nakletmiştir. [15]
İbn Hanbel, Esmâ bt. Yezîd’den, Hz. Peygamber’in; “ Ben kadınlar ile tokalaşmam”
dediğini nakletmiştir.[16]
Hâkim en-Nîsâbûrî Mümtehine Süresi’nin tefsirinde, Ebû Süfyan’ın karısı Hind’in
Rasûlullah ile biatleşmesini şu şekilde nakletmektedir:
Hind biatleşme esnasında Rasûlullah’ın koşmuş olduğu şartlardan hırsızlık
şartına gelince, “ Ben bu konuda söz veremem. Çünkü kocamın malını çalıyorum”
diyerek elini çekti. Rasûlullah da çekti. Bunun üzerine Ebû Süfyan’a haber
gönderildi. O da; yaş (taze) olursa helal olsun ama kuru olursa olmaz dedi.
Böylece Hind Rasûlullah ile biatleşti.[17]
· Yrd. Doç. Dr. Dicle Üniversitesi İlâhiyât Fakültesi Hadis Anabilim Dalı
Öğretim Üyesi.
[1] Hadislerin doğru anlaşılmasında,, “Semantik” analizin önemi için ayrıca bkz.
Mehmet Görmez, Hz. Peygamber’in Bir Hadis-i Şerifinde Bir Din tanımı,
Peygamberimiz Hz. Muhammed –Özel Sayı-, T.D. İ. B., Ankara, 2000, s. 331-338.
[2] Mümtehine, 60 / 10. Ayetin yukarıda zikrettiğimiz sebebi nüzûlü için bkz:
Süyûtî, Celâleddin, Lübâbu’n-Nükûl Fî Esbâbi’n-Nüzûl, Beyrut, 1980, s. 211.
[3] Mümtehine, 60 / 12.
[4] Buhârî, Ebû Abdillah M. b. İsmâîl, Sahîhu’l-Buhârî, İstanbul, 1979, Ahkâm,
49 ( VIII, 125 ). Ayrıca bkz: İbn Hanbel, Ahmed, Müsned, Beyrut, tsz., VI, 153.
[5] Parantez içinde vermiş olduğumuz açıklamayı, Kâmil Mîras’ın bir tercihi
olarak onun tercümesinden aldık. Bkz: Kâmil Mîras, Tcerîdi Sarih Tercümesi ve
Şerhi, Ankara, 1984, XI, 198-200. Ayrıca bkz: Mehmet Sofuoğlu, Sahih-i Buhârî
Tercümesi ve Şerhi, İstanbul, 1989, XV, 7068-69.
[6] Buhârî, Ahkâm, 49 ( VIII, 125 ).
[7] Buhârî, Şurût, 1, ( III, 173 ) . Aynı lafız ile Buhârî Mümtehine Sûresi’nin
tefsirinde bu hadisi tahriç etmiştir. Bkz: Tefsîru Mümtehine, 2, ( VI, 61 ).
[8] Buhârî, Talak, 20, ( VI, 173). Ayrıca bkz: İbn Hanbel, Müsned, VI, 270.
[9] Ebû Dâvûd, Süleyman b. El-Eşas es-Sicistânî, Sünen, Humus, 1971, Cihad, 9, (
III, 352 ). İbn Mâce aynı yerde Âişe’den gelen rivayetlere de yer vermiştir.
Aynı hadis için bkz: İbn Hanbel, Müsned, VI, 114.
[10] Mürsel: Hadis ıstılahında (teriminde) mürsel; sahabeden sonra gelen nesil
olan tabiînin, sahebeyi atlayarak doğrudan Hz. Peygamberden hadis nakletmesine
denir. Mürsel, bir zayıf hadis türüdür.
[11] Tirmizî, Ebû Îsâ M. b. Sevre, Sünen, Beyrut, tsz., Tefsîru Sûreti Mümtehine,
2, (V, 411, 3306 numaralı hadis)
[12] İbn Mâce, Ebû Abdillah M. b. Yezîd el-Kazvînî, Sünen, tsz., yy., Cihad, 43,
( II, 959-60 ).
[13] İbn Hanbel, Müsned, VI, 357. Tirmizî, Sünen, Siyer, 37, ( IV, 21-2 ).
Mâlik, el-Muvattâ, Beyrut, 1989, Bey’ât, 2, s. 651, 1842 numaralı hadis.
[14] İbn Hanbel, Müsned, VI, 357. Bu konuda daha geniş bilgi için bkz: M.
Nâsıruddin Elbânî, Silsiletü’l-Ehâdîsi’s-Sahîha, Beyrut, 1985, II, 52-58.
[15] Taberî, İbn Cerir, Câmiu’l-Beyân An Te’vil-i Âyi’l-Kuran, Beyrut, 1995, XIV,
101.
[16] İbn Hanbel, Müsned, VI, 459.
[17] Hâkim, Ebû Abdillah M. b. Abdillah en-Nîsâbûrî, el-Müstedrek Ala’s-Sahîhayn,
Beyrut, 1990, II, 528.
2.BÖLÜM
Elbânî, İshâk b. El-Mervezî’nin “ Mesâilü Ahmed ve İshâk” adlı eserinden şu
karşılıklı konuşmayı nakletmektedir:
İbn İshâk; Kadınlar ile tokalaşmayı mekruh görüyor musun?
İbn Ahmed; evet görüyorum.
İbn İshâk; Yaşlı olsun olmasın, Rasûlullah elinin üzerinde elbise/bez parçası
olduğu halde kadınlar ile biatleşmiştir.”[1]
Ümmü Atiyye biat ettiğini şöyle anlatmaktadır:
“ Biat etmek için Rasûlullah’a geldiğimde ona şöyle dedim: Bana câhiliye
döneminde yas tutmuş (teselli etmiş/ağıt yakmış) bir dostum var, ona borcumu
ödeyebilir miyim? Sonra gelip biat edeyim. Bana; “ git ” dedi.[2] Gidip geldim
ve biat ettim.”[3]
Taberî, söz konusu biat ile ilgili şu önemli rivayeti yine Ümmü Atiyye’den
nakletmektedir:
“ Hz. Peygamber Medîne’ye gelince Ensar’ın hanımlarını bir evde topladı ve
Ömer’i gönderdi. Ömer kapının önünde durup bize selam verdi. Biz de selamını
aldık. Bize, “ Ben Allah’ın Rasûlü’nün elçisiyim”, dedi. Biz de, “hoş geldin ey
Allah’ın Rasûlü’nün elçisi”, dedik. Daha sonra Ömer, “ Allah’a şirk koşmamak,
çalmamak, zina etmemek üzere biat ediniz”, dedi. Biz de, “evet” dedik. O elini
kapının/evin dışından uzattı, biz de içerden uzattık. Bunun üzerine Ömer: “
Allah’ım şahit ol dedi.”[4]
Bu konuda oldukça önemli bir ayrıntıyı Kurtubî tefsirinde şu şekilde
nakletmektedir: “Hz. Peygamber Mekke’yi fethettikten sonra kadınların biatını
alması gerektiğinde, kendisi Safâ tepesine oturmuş ve Ömer’i de bir az aşağısına
oturtarak, kadınların biatını almasını söylemiştir. Ömer biat esnasında kadınlar
ile tokalaşıyordu.”[5]
Amr b. Şuayb ise dedesinden şöyle nakletmiştir: “ Rasûlullah hanımlardan biat
aldığı zaman bir kaptaki suya elini değdirir, kadınların da ona değmelerini
isterdi.[6]
İbn Sa’d Tabakât’ında kadınların Rasûlullah ile biatleşmelerine ilişkin bir
bölüm ayırmış ve yukarıda nakletmiş olduğumuz rivayetlerin dışında bazı
ayrıntıları, özellikle tabiîn imamlarından nakletmiştir. Konumuz bakımından
önemli gördüklerimizi burada zikredeceğiz:
Şa’bî’den şunu nakletmektedir: “ Rasûlullah, kadınlar ile elinin üzerinde elbise
olduğu halde biatleşmiştir.”[7]
Zührî ve Urve tarikiyle yaptığı bir rivayette, Rasûlullah’ın biat esnasında
kadınlar ile tokalaşmadığını nakletmiştir.[8]
Atâ’dan yapmış olduğu şu rivayet çok dikkat çekicidir: “ Rasûlullah,
kadınlardan, cahiliyye matemi tutmamak, tenha yerlerde erkekler ile oturmamak
üzere biat aldı.”[9]
Hasan’dan ise şu ayrıntıyı nakletmektedir: “ Mahrem olanların dışındaki erkekler
ile konuşmamak üzere biat aldı.”[10]
Amr b. Şuayb’ın dedesinden yaptığı bir rivayet de şöyledir: “ Hz. Peygamber
Medîne’ye geldiğinde müslüman olmuş kadınlar gelerek; ‘ Yâ Rasûlallah!
Erkeklerimiz sana biat ettiler, biz de biat etmek istiyoruz’, dediler. Bunun
üzerine Hz. Peygamber, bir kap içerisinde su istedi. Elini içerisine batırdı.
Birer birer kadınlara ellerini değdirdi. İşte Rasulullah’ın kadınlar ile ilgili
biatı budur.”[11]
Buraya kadar nakletmiş olduğumuz rivayetlerden şu sonucu çıkarabiliriz: Hz.
Peygamber’in kadınlar ile biatı dört şekilde olmuştur. Sözle biat, içi su dolu
bir kap vasıtasıyla, ele sarılan bir bez vasıtasıyla, tayin edilen bir vekil
aracılığıyla ( Ömer’in tayin edilmesi gibi).[12]
Hz Peygamber’in ve Ashâbının Eşleri Dışındaki Kadınlar İle Temas Ettiklerini
Gösteren Deliller
Burada zikredeceğimiz rivayetler, yukarıda nakletmiş olduğumuz rivayetlerin
ifade ettiği gibi, Hz peygamber’in nikahlı hanımlarının dışında hiçbir kadına
elinin değmemiş olduğunu bildiren ifadelerin genel olmayıp, anlatılan olaya
mahsus bir durum tespitinden ibaret olduğunu göstermektedir.
Enes b. Mâlik Ümmü Süleym’in şöyle dediğini naklediyor:
“ Rasûlullah uyuyacağı zaman ona döşek sererdim. Uyuyunca da, terlerini toplar
bir kabın içine koyardım. Onu daha sonra güzel bir koku içine katardım.”[13]
Aynı olayı nakleden Ebû Ya’lâ şu ayrıntıyı naklediyor: “ Uykusu ağırlaşır ve çok
terlerdi. Ben de bir pamuk parçasıyla terini alırdım.”[14]
Enes b. Mâlik anlatıyor:
Rasûlullah Ubâde b. Sâmit’in karısı olan Ümmü Haram’ın evine giderdi. Ümmü Haram
da ona yemek yedirip, sonra da saçlarına bakım yapardı. ( Sirke, bit vs. var mı
diye )[15]
Ebû Mûsâ anlatıyor: “ Rasûlullah beni Yemen’de bir kabileye gönderdi. Döndüğümde
O (a.s.), Batha ( Mekke de bir mevki adı )’ da idi. Telbiye[16] gtiriyordu.
Bende onun getirdiği gibi telbiye getirdim. Bana, “ yanında kurban olabilecek
her hangi bir şey var mı?” diye sordu. Ben de,” hayır” dedim. Bana Safâ ile
Merve arasını tavaf etmemi emretti. Ben de tavaf ettim. Sonra ihramdan çıktım.
Kavmimden bir kadına gittim. Saçlarımı taradı ve yıkadı.”[17]
Enes b. Mâlik anlatıyor: “ Medineli bir câriye vardı. Rasûlullah’ın elinden
tutar, istediği yere onunla giderdi.” [18] Diğer bir rivayette; “Elini asla
bırakmazdı.”[19]
Ebû Râfi’in hanımı Selma anlatıyor: “ Rasûlullah’a hizmet ederdim. Onda, sivilce
çıban vs. gibi bir şey çıktığında bana emrederdi, ben de onların üzerine kına
koyardım/yakardım.”[20]
İbn Abbas şöyle bir rivayette bulunmuştur: “ Bir adam Rasûlullah’a gelerek şöyle
dedi: “Benim dünyada her şeyden daha çok sevdiğim bir karım var, ancak elini
uzatanın elini geri çevirmez. ( Lâ teruddu yede lâmis )” Rasûlullah da adama; “
Boşa” buyurdu. Adam, “sabredemem” deyince; “ o halde ondan yararlan, onu sıkı
tut”, dedi.[21]
Nesâî şarihi Süyûtî, hadiste geçen “Lâmis” sözcüğünün zina anlamına geldiğini,
ancak buradaki anlamının bu olamayacağını söylemiştir. Çünkü, buradaki anlamı
öyle olsa idi, Hz. Peygamber’in onu tutmasını ve ondan yararlanmasını
söylemezdi, demiştir. Bazıları da bu tabirin eli açık cömert anlamında teşbih
ifade ettiğini söylemişlerse de, bağlamına uymadığı için kabul edilmemiştir.[22]
Şarihler, kadının erkekler ile mübaşeretinde dikkatli olmayıp, önüne gelenle
tokalaştığı ve zinaya meyyal olduğu vs. şeklinde yorumlamışlardır. M. Hamdi
Yazır, bu hadisten çıkarılan hükümler sadedinde, böyle bir durumda boşanmanın da
olabileceğini, ancak böyle iffeti zayıf kadınlar, boşandıkları zaman daha kötü
bir duruma düşebilecekler ise, onları boşamayıp sıkı tutmak, yani gözetim
altında bulundurmak tavsiye edilir, demiştir.[23]
Bu rivayetten, Hz. Peygamber zamanındaki kimi kadınların erkekler ile temas
etmede aşırıya gidebildikleri, fakat buna rağmen Hz. Peygamber’in onları kesin
olarak boşamak veya haram işlemiş olmakla itham etmediklerini anlayabilmekteyiz.
[1] Elbânî, a.g.e., II, 55.
[2] Bu rivayette söz konusu olan şey, Câhiliye döneminde birine bir musîbet,
ölüm vs. geldiğinde teselli ve yas tutma da yardımcı olunur, karşılıklı olarak
(ödünç) yapılırdı. Burada ödenmek istenen borç budur.
[3] Nesâî, Sünen, ( Süyûtî’nin şerhi ile birlikte ), Beyrut, tsz., VII, 149.
[4] Taberî, Câmiu’l-Beyân, XIV, 103. Ayrıca bkz: İbn Kesîr, Hâfız, Tefsîru’l-Kurani’l-Azîm,
İstanbul, 1985, VIII, 128.
[5] Kurtubî, Ebû Abdillah M. Ahmed el-Ensârî, el-Câmiu Liahkâmi’l-Kuran, tsz.,
yy., XVIII, 71.
[6] Kurtubî, a.g.e., XVIII, 72.
[7] İbn Sa’d, et-Tabakât, Beyrut, tsz., VIII, 5.
[8] İbn Sa’d, a.g.e., VIII, 5.
[9] İbn Sa’d, a.g.e., VIII, 10.
[10] İbn Sa’d, a.g.e., VIII, 10.
[11] İbn Sa’d, a.g.e., VIII, 11.
[12] Bu biatlerin tarihi seyirleri ve rivayetleri için bkz: Rıza Savaş, Hz.
Muhammed Devrinde Kadın, İstanbul, 1991, s. 70 – 76. Ayrıca bkz: Rıza Savaş,
Bütün Yönleriyle Asr-ı Saadette İslam, İstanbul, 1994, IV, 250-256.
[13] Buhârî, İstîzân, 41 ( VII, 140 ).
[14] Ebû Ya’lâ, Ahmed b. Ali el-Mevsîlî, Müsned, Dimeşk, 1984, VI, 409. Ayrıca
bkz: Tabarânî, Süleyman b. Ahmed b. Eyyûb, Mu’cemu’l-Evsât,Musul, 1983, I, 249.
[15] Buhârî, Cihâd, 3 ( III, 201 ); Hac, 125 ( II, 187 ), Umre, 11 ( II, 203 ),
Megâzî, 77 ( V, 123 ); ayrıca bkz: Müslim, Hac, 154; Nesâî, Menâsik, 52; İbn
Hanbel, IV, 396, VI, 256, 363; İbn Abdi’l-Berr, Ebû Ömer Yusuf b. Abdillah, et-Temhîd,
Magrib, 1387, I, 255.
[16] Telbiye: Hac vazifesi yapılırken söylenilen bir duadır. Yüksek sesle
söylenir.
[17] Buhârî, Hac, 32 ( II, 149 ), Müslim Hac, 155, Nesâî, Menâsik, 50; İbn
Hanbel, I, 39, IV, 410.
[18] Buhârî, Edeb, 61 ( VII, 89 ); Nesâî, Eşribe, 44; İbn Hanbel, III, 174, 216.
[19] İbn Mâce, Zühd, 16.
[20] İbn Hanbel, V, 95. Ayrıca bkz: Halef b. Abdulmelik, Gavâmidu’l-Esmâi’l-Müpheme,
Beyrut, 1407, II, 557.
[21] Nesâî, Nikâh, 12 ( VI, 67 ).
[22] Süyûtî, Şerhu Süneni Nesâî, VI, 67.
[23] M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kuran Dili, VIII, 111 – 112.
3.Bölüm
Rivayetler İle İlgili Görüş ve Değerlendirmeler:
Burada, yukarıda nakletmiş olduğumuz rivayetlerden hareketle çağdaş alimlerin ne
gibi görüşler ileri sürdüklerini özetle vermeye çalışacağız. Rivayetlerin
sonucunda, kadın erkek tokalaşmasını haram sayanları bir başlık altında, mübah/helal
sayanları da ayrı bir başlık altında zikredeceğiz.
Tokalaşmayı Haram Kabul Edenler:
İbn Arabî Ahkâmu’l-Kuran adlı eserinde kadınların Rasûlullah ile biatlarına
ilişkin rivayetleri nakletmiş ve tokalaştığını söyleyen rivayetleri zayıf
gördüğünü belirtmiştir. Ayrıca müellif, rivayetlerin sonunda şu hükme varmıştır:
“ Dinde kadınların biatı da erkeklerin biatı gibidir. El ile dokunma hariç.”[1]
İ. Cânan, Hadis Ansiklopedisi çalışmasında Ümeyme bt. Rukayka hadisini zikredip,
diğer rivayetlere de atıfta bulunduktan sonra şu genel değerlendirmeyi
yapmıştır:
“ Yukarıdaki metinden de anlaşılacağı üzere, kadınlar da erkekler gibi el
sıkışarak biat etmek istemişler, ancak, Hz. Peygamber belki de ilk defa, bu
vesileyle, İslâm’ın yeni bir âdabını teşrî buyurmuştur: Birbirlerine nikah düşen
kadın erkek el ele tutuşamaz.... Hulâsa, bütün rivayetler bilittifak,
Rasûlullah’ın bey’ât sırasında kadınların eline çıplak olarak değmediğini ifade
eder.”[2]
“Kırk Hadiste Kadın” adlı çalışmasında Zekeriya Güler, konuyla ilgili
rivayetleri naklettikten sonra şu kanaatini belirtmiştir:
“ Rasûl-i Ekrem’in bey’ât esnasında buyurduğu “ Ben kadınlar ile musafaha
etmiyorum” ifadesi bağlayıcılık açısından umûmî bir mahiyet arz eder. Bu
ifadenin bey’at zamanına has bir uygulama olduğu söylenemez. Çünkü fıkıh usûlüne
göre, lafız umûmî olup hususi bir karine yoksa, sebebin özel oluşuna itibar
edilmez ve ilgili delilden genel hüküm çıkarılır. Ayrıca tabiatı icabı bey’atın
el sıkışma yoluyla olması gerektiği halde Rasûlullah kadınlardan bey’at alırken
bunu yapmamıştır. Böyle olunca bey’at dışında normal zamanlarda yabancı (
nâmahrem ) bir kadınla tokalaşmanın hayli hayli haram olduğu anlaşılır. Kendine
son derece hakim, günah işlemekten uzak ve masum olan Yüce peygamber bey’at
sırasında bile kadınlarla tokalaşmaktan kaçınıyorsa, onun izinden giden
ümmetinin daha da dikkatli olması gerekiyor demektir.
Günümüzde bazı kimseler, erkeklerin kadınlarla veya kadınların erkeklerle
tokalaşmasını kaçınılmaz bir durum, önemsiz bir mesele ve küçük bir günah olarak
görmektedir. Bu yanlış bir fikirdir. Tamamen heva ve hevesten kaynaklanan bu
fikir, söz konusu günahı basit görerek umursamayan ve onu terk etmek için hiçbir
gayret göstermeyen insanların kendilerini temize çıkarma çabalarından başka bir
şey değildir.”[3]
Rivayetlere konu olan bey’atın alınmasına vesile olan Mümtehine Sûresi’nin
ilgili ayetinin tefsirinde H. Yazır, aynı rivayetlere değindikten sonra şu
kanaatini belirtmektedir:
“ Meşhur ve güvenilir olan husus, Hz. Peygamber’in kadınlar ile musafaha
yapmadığıdır.”[4]
Ahkâmu’l-Kuran adlı eserinde M. es-Sâbûnî, kadınlar ile biatleşmeyi
değerlendirmiş ve şöyle demiştir:
“ Rasûlullah’ın kadınlar ile biat esnasında tokalaşmadığı sahih olarak varit
olmuştur. Bu konuda nakledilen rivayetlerin bütünü, kadınlar ile biatın sözlü
olduğunu, hiçbir kadın ile ne biatte, ne de biatın dışında bir başka münasebetle
tokalaşmadığını göstermektedir. Hz. Peygamber; ma’sûm, tâhir, fâzıl, şerîf ve
nezihliğinde şüphe olmayan biri olduğu halde, kadınlar ile tokalaşmaktan kaçınır
ise, hatta biat gibi çok önemli bir durumda bile, kendisinde şehvet egemen olan,
fitneden emin olmayan ve damarlarında şeytan dolaşan biri için kadınlar ile
tokalaşmak nasıl mübah olabilir. Nasıl oluyor da bazı kimseler, şeriatte
kadınlar ile tokalaşmak haram değildir diyebiliyorlar?! Bu çok büyük bir
bühtandır.”[5]
Kadınlara has durumlar için yazmış olduğu ilmihal kitabında Faruk Beşer konuyla
ilgili şu açıklamayı yapmıştır:
“ Genç ve şehvet duyulabilecek yabancı kadınla tokalaşmak haramdır. Peygamber
efendimiz yabancı bir kadının elini tutan ele, kıyamet günü ateş doldurulacağını
haber vermiştir. Kendisi de biat esnasında kadınlar ile el sıkışmamış ve sizden
sözlü biat alıyorum, buyurmuştur. Âişe annemiz de yemin ederek: “ Allah
Rasûlü’nün eli kadın eline değdi diyen yalan söylemiştir.”[6]
“ Tahrîru’l-Mer’eti Fî Asri’r-Risâleti” adlı kitabında Abdulhalim Ebû Şekka Hz.
Peygamber’in kadınlar ile olan münasebetlerini; hem bey’at, hem de bey’at
dışındaki durumlar itibariyle inceledikten sonra, şu kanaate varmıştır:
“ Rasûlullah’ın kadınlar ile tokalaşmadığı sabittir ve bu durum ümmeti için bir
ta’limdir. Bazı zamanlarda kadınlar ile temas etmesi durumu ise, tamamen
fitneden emin olma durumundadır. Bu nedenle, fitneden emin olunmadığı zaman,
“sedd-i zerâi/zararın önlenmesi kabilinden” tokalaşmaktan uzak durulması icap
eder.”[7]
Mevdûdî “ Hicab” adlı eserinde aynı rivayetlere dayanarak şu kanaatini
belirtmiştir:
“ Bu hükümler genç kadınlar içindir. Yaşları ilerlemiş, cinsi faaliyetleri
kesilmiş bulunan kadınlar sözü geçen hükmün dışındadır. Genç ve yaşlı kadınlar
konusundaki bu ayrımın sebebi nedir? Açıkça anlaşılıyor ki, önemli olan cinsi
hislerin tahrik edilmesi meselesidir. Yani seksüel duyguların başı boş gidişini
önlemektir.”[8]
Tokalaşmayı Mübah/Helal Kabul Edenler:
Aynı ayetin tefsirinde S. Ateş, rivayetlerin akabinde şu yorumu yapmaktadır:
“ Herhalde bazı kimseler bu rivayetlere dayanarak kadınların erkeklerle musafaha
etmesini haram veya mekruh saymışlardır. Gerçeği söylemek gerekirse bu
rivayetler, kadınların erkeklerle musafahasının haram olduğunu göstermez. Çünkü
bunların birincisinde Peygamber adına kadınlardan biat alan Ömer’in, kadınları
görmeden kapı aralığından elini uzatarak onlarla musafaha ettiği, başka birinde
Peygamber’in eline bir kumaş parçası dolayarak kadınlarla musafaha ettiği; başka
birinde Peygamber’in elini batırdığı suya kadınların da daldırmak suretiyle biat
aldığı ve son rivayetlerde ise Peygamber’in kadınlar ile musafaha etmediği
anlatılmaktadır ki, bunlar arasında çelişki vardır. Şayet Peygamber’in; “ Ben
kadınlar ile musafaha etmem” dediği doğru ise, bu, en fazla kerahiyet bildirir.
Çünkü bunun aksini söyleyen hadis iki yolla rivayet edilmiştir. Kaldı ki,
Hind’in biat esnasında gelip Peygamber’in elini tutup ona dehalet etmesi ve
Peygamber’in ona engel olmaması, bu musafahanın haram olmadığını gösterir. Haram
olmak için kesin delil gerekir. Eşyada asıl olan ibahadır. Kadınlarla
musafahanın haram olduğuna dair kesin bir delil yoktur.”[9]
İ. Derveze ise ilgili ayetlerin tefsirini ve bu münasebetle yapılan biatleri ve
ilgili rivayetleri naklettikten sonra şu değerlendirmeyi yapmıştır:
“ Herhalde erkeklerin kadınlar ile tokalaşmasının mekruh veya haram olduğunu
söyleyenlerin dayanakları bu hadislerdir. Bu hadisleri delil almaları yerinde
bir davranış olabilir. Ancak bu hadislerin, mekruh veya haram gibi bir kesinlik
ifade etmediğini söylememiz doğru olur. En iyisini Allah bilir.”[10]
Yukarıda vermiş olduğumuz değerlendirmeleri ve rivayetlerin ifade ettiği
anlamları karşılaştırdığımızda, her ikisinden de, bu rivayetlerin kadın erkek
ilişkisindeki “ tokalaşma” olayı bağlamında ağırlık kazanarak ele alındığını,
asıl bağlamından ve içerdiği mesajdan, toplumsal ahlaki kurallara verilen
önemden ve toplumsal sözleşme olan biatten koparıldığı görünmektedir. İşte bu
kopuş söz konusu rivayetlerin yanlış anlaşılmasına ve buna bağlı olarak da
yanlış hükümler çıkarılmasına neden olmuştur.
Kadınlar ile erkeklerin tokalaşması konusuna münhasır söylenmiş gibi
algılanan söz konusu rivayetler, yalnız başına değerlendirilmiş ve bu konuda
varit olan diğer rivayetler yokmuş gibi hüküm verilmiştir. Bir konuda
hadislerden hüküm çıkarmak istediğimizde, o konuyla ilgili bütün rivayetleri
toplayıp, bu toplanılan rivayetlerin bütününden hareketle bir sonuca gitmek veya
hüküm vermek gerektiği ilkesi[11] tamamen göz ardı edilmiştir. Yukarıda
nakledildiği gibi, bu hadislerin yer aldığı aynı kaynaklarda Hz. Peygamber’in ve
diğer bazı sahabenin kadınlar ile temas edip, değişik vesilelerle bir birlerine
dokundukları, nakledilmiştir.
[1] İbn Arabî, Ebû Bekir M. b. Abdillah, Ahkâmu’l-Kuran, beyrut, tsz., IV, 1791.
[2] İbrahim Cânan, Hadis Ansiklopedisi Kütüb-i Sitte, İstanbul, tsz., I, 115-16.
[3] Zekeriya Güler, Kırk Hadiste Kadın, Konya, 1997, s. 255-56.
[4] M. Hamdi Yazır, Hak Dîni Kuran Dili, İstanbul, tsz., VII, 557.
[5] Es-Sâbûnî, M. Ali, Ahkâmu’l-Kuran, Mekke, tsz., II, 565-66.
[6] Faruk Beşer, Hanımlara Özel İlmihal, İstanbul, 1997, 246. Ayrıca bkz: Rauf
Pehlivan, Büyük Kadın İlmihali, İstanbul, 1997, s. 469-71.
[7] Abdulhalim Ebû Şakka, Tahrîru’l-Mer’eti Fî Asri’r-Risâleti, Kuveyt, 1990, II,
92-93.
[8] Ebu’lalâ Mevdûdî, Hicap, ( Trc: Ali genceli ) , İstanbul, tsz., s. 406-7.
[9] Süleyman Ateş, Yüce Kuran’ın Çağdaş Tefsiri, İstanbul, tsz., IX, 397-98.
[10] İzzet Derveze, et-Tefsîru’l-Hadîs, ( Terc: Ramazan Yıldırım ), İstanbul,
1998, VII, 231.
[11] Yusuf el-Kardâvî, Sünneti Anlamada Yöntem, ( Çev: Bünyamin Erul ),
İstanbul, 1991, s. 117-128.